Skip to content

Dolphinin dünyası

Hastalık bu sefer fena vurdu beni.

Dün gece uyurken yani uyumaya çalışıpta uyuyamazken işaret parmağımı boğazıma geçirip kulak yolu, bademcik üstü, gırtlak borusu gibi parmağımın girebileceği her yeri katır kutur kaşımamak için nasıl cebelleştim kendimle anlatamam.

İlaçlardan ötürü kafam duman. Nasıl uyuyasım var. Ama o kaşınma duygusu, burundan alınamayan nefes yüzünden açık bırakılan ağız, bundan ötürü dili damağına yapışan ve sürekli su alma ihtiyacı hisseden bir Dolfin… rüyalarımda dikleye dikleye su içtiğim halde bir türlü susuzluğumu gideremedim. Haliyle bunun için 5 dakikada bir uyandım. Beyin, “ su iç “ diye ikazda bulunuyor tabii… birazcık su içme, birazcık tuvalete gitme, birazcık kaşınma hissiyatını yok etme amaçlı genzimden abuk sabuk sesler, hırıltılar çıkarıp kulak yoluma kadar tüm gırtlak üstü organlarımı kendi çabamla kaşıyıp rahatlatmaya çalışma… Uyku piç oldu sizin anlayacağınız.

Bugün en sonunda bir baktım duvarlar üstüme üstüme geliyor hemen atıverdim dışarıya kendimi… Lakin dışarı çıkar çıkmaz yürürken nefes nefese kalışım ve tıkanan boğazımdan ötürü öksürük nöbetine tutuluşum… “ Hay ben senin hastalık diye! “ kaç gündür küfrün dibine vurmaktayım. Kendimden tiksindim ayol! Burun denilen organ silmekten aşınır hale geldiği için bir elim sürekli vazelin ya da bepanthen kremine gidip geliyor. Birde bunlar yetmezmiş gibi gece, yatağın içinde unuttuğum kremin üzerine oturduğum için yatak çarşafı ve eşofmanımın her yeri yer yer kreme bulanmaz mı?

Neyse abuk bir yazı oldu. Lakin bundan önceki yazının bloğu her açışımda küt diye karşıma çıkıyor oluşu fena halde sinirime dokunuyordu. İyi oldu böyle… İyileşip, normal düşünceme kavuşana kadar kalsın şimdilik burada…

 

Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: